Uluslararası Karşılaştırmalı Vizyon, Strateji, Ekosistem ve Pazar İnşası“ ana teması altındaki BRAINS² TÜRKİYE Programları; hem akademik alanda hem de endüstriyel sektörde Türkiye’nin mevcut gücü ve potansiyelini göz önüne alarak, odaklandığı teknolojilerde hangi alanların geleceğe dönük büyüme için en yüksek potansiyeli vaat edebileceğini ve ilgili Millî Sektörler ile bu büyümeden elde edecekleri avantajların neler olabileceğini irdelemektedir. BRAINS² TÜRKİYE odağındaki yeni ekosistemler; rekabetini henüz olgunlaştırmamış ve sayısız yeni fırsat barındıran dev pazarlar oluşturarak, KOBİ’lerden ana yüklenici ve teknoloji firmalarına kadar birçok alanda yeni pazarlar ile her geçen yıl on milyarca dolar büyümekte, çok sayıda yeni teknolojik gelişme ve özel sektör girişimi ile büyümesini sürdürmektedir. BRAINS² TÜRKİYE odak programlarında, en makul umut verici ilgi alanlarını bulma amacı ile özel ve kamu sektörünün etkinliğini artırmak için kullanılmayan ilgili potansiyeli keşfetmeyi hedefleyen çalışmalar gerçekleştikçe çerçevesi ve ölçek büyüklüğü ortaya çıkan ilgili Millî Sektörler; Ülke’nin rekabet gücü, ekonominin etkinliği ve milletin refahı üzerinde en güçlü etkiye sahip olabilecek sektörler arasında yerini almaktadır. BRAINS² TÜRKİYE kapsamındaki ilk uygulama programı olan Sentetik Gerçeklik Teknolojisi “Derin-Sahte Ürün ve Savunma Ekosistemi İnşası“ teması altında gerçekleştirilecektir. Temel otoritelerin hepsi ile proaktif paylaşılan program, açık kaynaklardan yeni deklare edilmektedir.

Erken aşama yüksek teknoloji çözümlerinin ticarileşme sürecinin daha en başında ulusal güvenlik ekosistemine entegrasyonu çerçevesinde geliştirilen Program kapsamında, ABD’nin 21. yüzyıla uygun yeni nesil ulusal güvenlik altyapısı oluşturma çalışmaları da incelenmiştir. Yeni dünyada ABD’nin asimetrik tehditlerle mücadeleye nasıl yaklaştığına, Türkiye’nin mevcut şartlar ışığında benzer tehditlere yeni nesil yaklaşımlarla nasıl cevap verebileceğine dair tespit, değerlendirme ve öneriler ile kurumsal ekosistemimizdeki seçkin bir ekip tarafından geliştirilen erken aşama teknoloji modeli de bu kapsamda sunulmaktadır.

Asimetrik Tehditlerin Yeni Nesil Satın Alma Modelleri ile Bertarafı

Doksanlı yıllarda ABD ve İngiltere tarafından ortaya atılan “asimetrik tehdit“ kavramı, dünyanın aşina olmadığı tehditleri tanımlamak için kullanılan ve daha önce örneği olmayan yöntemlerle gayrinizami harp unsurlarını içinde barındıran bir terminolojidir. Günümüz dünyasının giderek normali hâline gelen bu yaklaşım, 11 Eylül saldırıları ile daha çok anılmaya başlamış olsa da esasen kurumların değer zincirlerinde sağlaması gereken radikal dönüşümlere işaret etmektedir.

ABD merkezli ulusal güvenlik kurumlarının Soğuk Savaş dönemi tehditlerine uygun nitelikte yapılandırılmış eski güvenlik vizyonlarında paradigma değişikliğine gitme kararı 11 Eylül saldırılarının öncesine uzanmaktadır. Uzmanların bu kapsamda ABD’nin yeni ulusal güvenlik altyapısı ve 21. yüzyılda karşılaşılabilecek yeni zorluklar üzerine çalışması neticesinde erken aşamada potansiyel asimetrik tehditleri fırsata dönüştürebilecek dinamik bir güvenlik ekosistemi kurgulanmaya çalışılmıştır. Tespit edilen en önemli sorunlardan biri, devletin tüm güvenlik kurumlarının satın alma modellerinin ihtiyaçlar doğrultusunda hizmet edememesi olmuştur. Yani değer zincirinin en önemli halkasında yeni yüzyılın ruhuna uygun olmayan çok ciddi tedarik sorunları tespit edilmiştir.

Amerikan devletinin çekirdeğinde yer alan inovasyon kaynakları incelendiğinde, Savunma Bakanlığı’na bağlı üç önemli organizasyonun, Bakanlık ile ticari firmalar arasında yeni teknolojilerin geliştirilmesini teşvik ettiği görülmektedir.

Bu organizasyonlardan en çok öne çıkanı, İleri Savunma Araştırma Projeleri Kurumu (DARPA); geleceğin savaşlarını tahlil ederek ulusal güvenlik ve askerî amaçlı radikal teknolojiler üretmektedir. Hayalet uçak, insansız hava araçları ve internet gibi buluşlar, DARPA’nın ne kadar hayati bir kuruluş olduğunu gösteren çalışmalardan sadece bazılarıdır. Lakin buradaki temel eksiklik organizasyonun kısa vadeli ulusal güvenlik çözümleri yerine uzun vadeli ve “yüksek getiri – yüksek risk“ içeren araştırma projelerine yoğunlaşmasıdır.

İkinci sırada ise Federal Hükümetlerce Destekli Araştırma ve Geliştirme Merkezleri (FFRDC); üniversiteler ve kar amacı gütmeyen kurumlar arasında karmaşık teknik problemlerin çözümü noktasında çalışmalar yürütmektedir. Bu kurumlar ürün üretmekten ziyade kamu yararına araştırma faaliyetlerine odaklanmaktadır. Buradaki temel sorun da süreçlerin yavaş ilerlemesi, yoğun bürokrasinin bulunması ve hızlı gelişen Bilgi ve İletişim Teknolojileri çözümlerine uyum sağlanamamasıdır.

İLGİLİ DOKÜMAN İÇİN TIKLAYINIZ